Üye Yayını
Betül Batır - YAYINLANMIŞ KİTAPLARINDAN SEÇMELER
1.Betül BATIR, Geleneksel Eğitimden Çağdaş Eğitime Türkiye'de İlk Öğretim (1908-1924), Milenyum Yayınları, 2014.
Atatürk'ün de önemle vurguladığı gibi eğitim bir var olma, yok olma sorunuydu. Yeterli bir eğitim olmadan ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek, bir refah toplumu haline gelebilmek mümkün değildi. Eğitimsiz, demokrasi de olmazdı. Modern devletin bir niteliği de eğitimcilikti. Halkın önüne oy sandığını koymadan önce, onu eğitmek ve aydınlatmak gerekirdi. Halkın eğitimi çok büyük önem kazanmış, yaşam mücadelesi okula taşınmıştı. Atatürk'ün eğitim konusundaki bitmek tükenmek bilmeyen mücadelesini bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
Elinizdeki kitapta geleneksel eğitimden çağdaş eğitime geçiş sürecinde ilköğretim konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda eğitimin mali kaynakları, fiziki mekânları, öğretmen ve öğrenciler, nihayet öğretim programları ve yöntemleri irdelenmistir.
2.Betül BATIR, Dikkat Grip Var! Türkiye’de Grip Salgınlarının Sosyo-Kültürel Etkilerine Bakış, Milenyum Yayınları, 2021.
Grip hastalığı 1918 sonbaharında dünya devletlerinin korkulu rüyası olarak tarih sahnesine çıkıyordu. Grip salgını ile ilgili detaylı kayıtlar 1580 tarihli olup bu salgının Asya’da başladığı, daha sonra Afrika ve Avrupa’ya geçtiği tahmin edilmekteydi. 19. yy.’da hastalığın görüldüğü kişilerin boğazlarında bulunan bir bakterinin (Haemophilus influenzae) hastalığın etkeni olduğu Alman olduğu Alman araştırmacı Richard Pfeiffer tarafından ortaya atıldı. tarafından ortaya atıldı. 1930’larda Richard Shope grip hastalığına yol Shope grip hastalığına yol açan etkenin bir virüs olduğunu iddia etti.
Grip hastalığı insanların şehirler/ülkeler arasındaki seyahatleri ile yayılmaya başladı. Önce atla, trenle, gemilerle ve yakın dönemde uçaklarla hastalık yayılma imkanı buldu. Hapşırık, öksürük bir kişiden diğerine geçerek çoğaldı ve salgın haline geldi. Hastalığın yayılmasının sadece insanlardan değil hayvanlar aracılığı ile de gerçekleştiği yapılan araştırmalarda da kanıtlanmıştı. İlk hapşırık ve öksürük salgınlarının çiftçilerin at, domuz ya da ördeği evcilleştirmesiyle başladığı ihtimalleri mevcuttur. Yakın dönemde görülen domuz gribi, kuş gribi bu ihtimallere örnek verilebilir.
3.Betül BATIR, Uluslararası Barış Konferansları ve Osmanlı Devleti, Beta Yayınları, 2009.
19.yüzyıl Batılı devletler açısından her alanda çalkantılı bir dönem olmuştur. Yaşanan bu çalkantılı dönemin temel nedeni güçlü devletlerarasında görülen siyasi, ekonomik ve ticari sorunlardır. Bu sorunları hukukî yönden bir temele oturtup, çözüm bulmak ve uluslararası bir sisteme bağlamak amacıyla “Parlamentolararası Birlik” fikrinin gündeme getirilmesi sağlanmıştır. Bunun sonucunda bu birliğin ortaya çıkması için devletler tarafından girişimde bulunulmuştu. Çalışmamızın konusu olan, barış konferanslarını düzenleyen “Parlamentolararası Birlik” uluslararası barışı sağlama ve silahlanma yarışını durdurma amacıyla, Avrupa Parlamenterleri tarafından kurulmuştu. Çalışmamızın giriş bölümünde “Parlamentolararası Birlik”in kuruluşunu, 1899 tarihine kadar olan çalışmalarını, özel bir birlik olarak kurulan Parlamentolararası Birlik’in devletler bünyesine alınarak nasıl resmileştirildiği hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Uluslararası Lahey Barış Konferansları barışın sağlanmasında önceki çalışmalar olarak anlatılmıştır. Bunun nedeni ise bu konferansların tohumlarının Parlamentolararası Birlik’in düzenlediği konferanslarda atılmış olması, ayrıca birliğin bir başarısı olarak kabul edilmesidir.
4.Betül BATIR, Beyoğlu Halkevi (1935-1951), Milenyum Yayınları, 2017.
1932 yılında kurulan Halkevleri dokuz farklı şubesi ile yeni Türkiye devletinde, yeni olgu ve kavramları, yaşam tarzlarını, eğitim ve kültür hayatını topluma yaşayarak ve yaşatarak öğretmiştir. Bu sayede Türkiye Cumhuriyeti’nde gerçekleşen inkılaplarla değişen düşünce ve fikir hayatı Halkevleri ile halka öğretilmeye, benimsetilmeye ve yaşam tarzı olarak özümsetilmesine çalışılmıştır.
“Beyoğlu Halkevi (1935-1951)” isimli kitapta halkın bu değişimi öğrenmesi ve uygulaması İstanbul ilinde var olan bir Halkevinin çalışmaları özelinde değerlendirilmiştir. On altı yıl faaliyet gösteren kurum ve şubelerinin çalışmaları araştırılmıştır.
5.Betül BATIR,Üniversite Haftaları, Paradigma Yayınları, 2022.
Okuyucuya sunduğumuz bu kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin, alanında ilk üniversiteleri olarak belirttiğimiz İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından 1940- 1973 yılları arasında, her yıl bir il ya da bölgede düzenlenmiş olan Üniversite Haftaları etkinliklerini okuyarak yakın tarihimizdeki üniversite ve halk arasındaki kültür, bilgi alışverişine tanıklık etmiş olacaksınız. Üniversiteli zümreyi köyünde, kasabasında, şehrinde gören halkın bilgi heyecanına, aydına hasret ve saygısına, ilerlemenin yakından izlenmesine, halk aydın buluşmasına hayran kalmamak mümkün değil. Kitabımızda bir nebzede olsa bunu yansıtmaya çalıştım.
Elinizdeki kitapta, Türkiye Cumhuriyeti’nin, vatandaşıyla, aydınıyla bilgi ve bilim yolunda nasıl koştuğunun, öğretim üyelerinin toplumu nasıl aydınlattıklarının, bilim hizmetini topluma nasıl taşıdıklarının şahidi olacaksınız. Onları saygı, sevgi ve minnetle anıyor, günümüzde devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim üyesi bilginlerimizin de geçmişin gururunu benimle paylaşacağı inancımı tekrarlıyorum…
6.Eminalp MALKOÇ- Betül BATIR, Bilimle Halkın İmecesi, İTÜ Yayınları, 2023.
Türk aydınlarının, imparatorluğun son dönemlerinden itibaren Cumhuriyet döneminde de iddialı bir şekilde sürecek hayallerinden biri, taşrayı entelektüel açıdan geliştirmekti. Türk Ocakları’nda sergilenen taşrayı kültürle bilimle fethetme çabası Cumhuriyet devrinde sürmüş, Halkevlerinin Köycülük Şubeleriyle bu çabaları kurumsallaştırma girişiminin ardından kuşkusuz önemli bir hamle, Köy Enstitüleriyle gerçekleştirilmişti. Öte yandan kriz dönemlerinde böyle çabalar kesintili olarak kendisini gösterecekti. Nitekim Millî Mücadele yıllarının Nasihat Heyetlerini bu bağlamda ele almak yanlış olmayacaktır. Üniversiteler de bu ütopya içinde yer almakta gecikmediler. Özellikle siyasal krizlerin yaşandığı dönemler, üniversiteleri taşraya doğru harekete geçirmiş görünmektedir. Nitekim Şeyh Sait İsyanı ve sonuçları, Darülfünunlu gençleri Anadolu’yu bilginin ışığıyla aydınlatma hevesine itmişti. Nihayetinde onların belli dönemlerde Anadolu’ya açılma planları, müderrislerin Anadolu’da araştırma ve incelemelerde bulunacakları, konferanslar verecekleri, Tedkik ve Telkin Heyetlerinin gezilerine dönüşmüştü. İTÜ’nün geçmişinden bir kesiti inceleyen bu çalışma, özellikle kurumun düzenlediği üniversite haftalarına odaklanarak bilimi taşraya, halka taşıma, tanıştırma çabalarını anlatmak/aktarmak amacıyla kaleme alınmıştır. Aslında yazarları tarafından uzun vadede proje boyutunda ele alınması planlanmışsa da 2023 yılının İTÜ’nün 250. kuruluş yılı olması münasebetiyle bu etkinliklere ve yeniden faaliyete geçirilen İTÜ Yayınevi’nin cep kitapları serisine katkıda bulunma düşüncesiyle, bu kitabın hazırlığı gerçekleştirilmiştir.