DUYURU1. MOR CEPKEN KISA FİLM YARIŞMASI→

Üye Yayını

Behçet Kemal Yeşilbursa - 100. Yılında Şapka İnklabı ve Kazanımları

Paylaş

Şapka Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme sürecinde önemli bir adım olan kıyafet inkılâbının bir parçasıdır. Resmi adıyla 671 Sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun, 25 Kasım 1925 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiş ve 28 Kasım 1925'te Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Şapka Kanunu'nun temel amacı, Osmanlı döneminden kalan ve dini bir simge haline gelen fesin yerine, Batı tarzı şapkanın kullanılmasını teşvik ederek, toplumun görünümünü çağdaşlaştırmaktı. Bu, Atatürk'ün "fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olmalıdır" anlayışının bir yansımasıydı.

Kanun, TBMM üyeleri, devlet memurları ve kamu kurumlarında çalışanların şapka giymelerini zorunlu kılmıştır. Ayrıca halkın da bu yeni başlık biçimine uyması beklenmiş, eski alışkanlıkların sürdürülmesi hükümet tarafından yasaklanmıştır.

Atatürk, 1925 yazında Kastamonu ve İnebolu gezilerinde şapka giyerek bu değişimi halka tanıttı. Bu geziler sırasında yaptığı konuşmalarda, fesin artık çağdaş bir toplum için uygun olmadığını, şapkanın medeni bir görünüm sağladığını vurguladı. Kanunun kabulü öncesinde bazı meslek gruplarında (hemşireler, jandarma, adliye çalışanları) şapka kullanımı başlamıştı.

Kanun bazı bölgelerde direnişle karşılandı. Erzurum, Rize, Kayseri ve Maraş gibi şehirlerde protestolar ve isyanlar yaşandı.

1982 Anayasası'nın 174. maddesi uyarınca Şapka Kanunu, inkılap kanunları arasında yer alır. Bu statü, kanunun anayasaya aykırılığı iddia edilerek iptal edilemeyeceği anlamına gelir.

Şapka Kanunu'nun sosyolojik sonuçları, Türkiye'nin modernleşme sürecinde toplumun görünümünü ve kimliğini yeniden şekillendiren etkiler yaratmıştır. Bu sonuçları birkaç başlık altında inceleyebiliriz:

Fes, Osmanlı döneminde Müslüman kimliğinin bir simgesi haline gelmişti. Şapka ise Batı tarzı bir görünümün temsilcisiydi. Şapka Kanunu ile bireylerin dış görünüşleri üzerinden dini değil, medeni ve laik bir kimlik inşa edilmeye çalışıldı. Bu durum, özellikle kırsal kesimde ve muhafazakâr çevrelerde kimlik çatışmalarına yol açtı.

Kanun, bireylerin giyim tarzına doğrudan müdahale eden bir devlet politikasıydı. Bu müdahale, devletin modernleşme hedefleri doğrultusunda toplumu yukarıdan aşağıya dönüştürme anlayışının bir örneğidir. Bazı kesimler bunu özgürlüklerin kısıtlanması olarak görürken, diğerleri medeniyetin gereği olarak değerlendirdi.

Şapka kullanımı kentlerde daha hızlı benimsendi; kırsal bölgelerde ise dirençle karşılandı. Bu durum, kentli-medenî birey ile kırsal-geleneksel birey arasında bir ayrım yarattı. Modernleşme süreci, kırsal kesimin şehirli normlara uyum sağlamasını zorunlu kıldı.

Kanunun uygulanması bazı bölgelerde protestolara ve isyanlara neden oldu (örneğin Rize, Erzurum). Bu olaylar, toplumun bir kesiminin devletin modernleşme politikalarına karşı tepkisini gösterdi. İsyanlar bastırıldı, bazı kişiler yargılandı ve cezalandırıldı; bu da devlet otoritesinin güç gösterisi olarak yorumlandı.

Şapka Kanunu, laiklik ilkesinin toplumsal hayata yansımasının bir örneğidir. Dini sembollerin kamusal alandan çıkarılması, seküler bir toplum yapısının inşası açısından önemli bir adımdı. Bu süreç, özellikle dinî liderler ve tarikatlar arasında gerilimlere neden oldu.

Kanun doğrudan erkekleri hedef alsa da kadın giyimi üzerindeki etkileri dolaylı olarak hissedildi. Kadınların da daha modern, Batı tarzı kıyafetler giymeye başlaması, kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü artırdı.

https://avesis.uludag.edu.tr/bkyesilbursa